Yılan

            Benim için bu harfleri kağıda dökmek yüreğimi ince ince  dağlamaktan farksız. İniltiyi, hıçkırığı müzik sandığımız bunca yıldan sonra bu da acı mı diyeceksin. Sen zaten hep böyleydin. Sen… açıkça sevdiğim basitçe nefret ettiğim, kokusunu içime çektikçe ilk soluğumun tadı, kuruyunca solan umutlarım; biricik çiçeğim. Gün içinde gözlerimin aradığı, gecenin karanlığında bana ulaşamayacağın kadar uzakta olamamanın korkusu. Sana sıkı sıkı sarılmanın sıcaklığı, bana dokundukça içimi donduran soğukluğun irkintisi. Birlikte geçirdiğimiz yılların kısacık ömrünün yanında sabırsızlıkla bitmesini beklediğimiz dakikaların katlanması zor  uzunluğu. Hiç değişmedin; en başından beri sen hep aynıydın. Ben… ben değişmedim, kendimden verdim. Kimi zaman parçalarımı sen kopardın, kimilerini ben yırtıp attım, bazıları ise kendiliklerinden aşınıp gitti. Sen ya da ben boşalan yerleri kah doldurduk, kah boş bıraktık.

            Mutluydum ve biliyorum seni de mutlu ettim. Ne yazık ki; bu anlar birlikteliğimizin yeni gömleği idi. Sorunlarımızı, savaşlarımızı, kavgalarımızı ortaklığımızı çevreleyen kılıfta biriktiriyorduk. Heyecanlarımız, zevklerimiz, güzelliklerimiz bu kılıfın desenleri oldu anca. Yeniden başlamak? Yeniden başlamak… yalnızca üsttekini atmak, alttakini hazırlamaktı. Yıllardır birbirimize itiraf etmediğimizi ben artık daha fazla içimde  tutmak istemiyorum. İlişkimizin saklandığı yerde soluk alışverişini duymak anlamsız geliyor. Sen de duyumsamıyor musun? Bitmeli; sence de doğru değil mi? Senden bana tek bir an bile kalmasın, ben sana bırakmadım.

            Sensiz dünya nasıl olacak bilmiyorum ama öğrenmekten kaçmıyorum. Günün birinde sen de kendi yoluna sapacaksın. Ben gidince sana ne olacak bilmiyorum; annemin sıcaklığını kaybettiğim zaman ödünç aldığım yazgının kalemini sana geri veriyorum, kalanı sen yazacaksın. Daha ne kadar sürdüreceksin, onu da bilmiyorum. Bildiğim ben artık incinmekten ve incitmekten çekinmeksizin soluksuzluğu yaşayacağım.

Yorum bırakın